Nebinin mucizesi nasıl haksa, velinin kerameti de öyle hak ve gerçektir. Ehl-i Sünnet'in inancı bu merkezdedir.. bu merkezdedir ve bu husus yüzlerce-binlerce vak'ayla te'yid görmüştür. Mucize ve keramet ve keşif arasındaki farklar, tasavvuf ve bir kısım kelâm kitaplarında mevcuttur. Geniş bilgi için oralara müracaat edilebilir.
Yaygın olan bir kanaate göre, ehlullaha ilk defa inkişâf eden, kabirlerdeki insanların ahvalidir. Ve bu, eşyanın perde arkasına atılan adımların ilki sayılmıştır. Tabii, avam-ı halk içinde çok ileri bir seviye sayılır. Oysaki muhtemelen âlem-i berzaha âit keyfiyetler ve keşifler anlatılırken hep, bunların çok da mühim şeyler olmadığı vurgulanmak istenmiş ve ihtimal böyle bir ölçü de işte bunun için konulmuştur.
İkinci derecede ehlullaha inkişâf eden şey onların, gönülden geçen şeyleri okumaları ve onlara muttali olmalarıdır. Burada bilhassa bir husus üzerinde durmak lazım: Umûmiyetle ehlullah, konuştuğu şeyler ile, karşısındakinin içinden geçirdiklerini ifade ettiğinin farkında değildir. Çok azı bunun farkında olabilir. Bunlar, daha çok bir his ya da bir düşünceyi sezer ve sürekli o his etrafında tahşidat yapar ve tenbihlerde bulunurlar. Bunu da karşısındakilerin hepsi anlamaz. Bu tenbihler kimin hâlet-i rûhiyesini alâkadar ediyorsa, belki sadece o anlar. Bunlar intak-ı bil'hak' kabilinden de olabilir. Allah (celle celâluhu) sevdiği kuluna hak ve hakîkatı gördürür ve konuşturur. Onun gözü, eli ve kulağı olur da, bir kısım pencerelerden âlem-i esrara baktırır ki bunda da yadırganacak bir şey yoktur.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin